Biz yetişkinler, öğrencilerin üzerine o kadar düşüyoruz ki, bu aşırı ilginin olumsuz yönlerinin getirisini planlamadan, sonuçlarını sorgulamadan ve en önemlisi ise öğrencilik görevini yerine getiren çocuklarımızın düşüncelerini dikkate almadan, kendi hayallerimizi çocukların yaşamasını istiyoruz. Bu ne kadar doğrudur sizce? Çocukların kendi doğrularını bulmalarına izin vermeden, sizin doğrularınızı yaşaması doğru değildir.

Çünkü Kendi düşüncelerine uygun doğrular bulup, kendi yollarını kendi özgün kalemleri ile çizebilirler. Elbette çizdikleri bu yolda dikenler de olacak güllerde, ama kendi çizdikleri bu yol en eğitici öğretmenleri olacaktır.  Neden bu eğitimden yoksul kalsınlar ki? Her bireyin kendi doğrusu vardır. Bırakalım da her öğrenci kendi doğrularını hayata geçirsin.

    Ne yazık ki öğrencilerimizin psikolojisine öylesine hazmetmiş ki başkalarının düşünceleri, bu düşünceler yüzünden kendi fikirlerini hayata geçiremez olmuşlar. Hep bir telaş içindeler, bu endişe ettikleri faktörlerin bazıları ise şunlardır;

  • Sınavdan düşük not alırsam arkadaşlarım hakkımda ne düşünür.
  • Üniversiteye yerleşemezsem komşular benim hakkımda ne düşünür.
  • Kazandığım okul ailemin istediği okul değil ailem ne düşünür.

 Bu aşırı baskı nedeniyle, öğrencilerimiz hep başkalarının ne düşüneceklerini önemsiyorlar. Bu tavır kesinlikle yanlıştır. Çünkü Bu düşünce başarısızlığı yanında getirir. Nasıl mı? Sınav esnasında da öğrencinin hep düşündüğü, başkalarının düşüncesidir. Oysa düşünmesi gereken en önemli madde şudur;

  • Ben kendi hayatımı kendi doğrularımla nasıl yönete bilirim.

İşte bu madde öğrencilerimizin hayatındaki en önemli faktördür. Çünkü Biz insanlar kendi düşüncelerimizi hayata geçirip, kendi doğrularımızı bulduğumuz esnada başarının temelini atmış oluruz. Öğrencilerimizin başarılarına başarı katmak için bu yol izlenmelidir. Her bir birey ayrı bir düşünceyi barındırır. Hala bu olasılığı göz ardı eden veli ve öğretmenlerimiz çoğunlukta bulunmaktadır. Hepsinin ortak düşüncesi ise öğrencilerimizi olumlu yönde etkilemektir. Ama bu anlatım tarzı tamamen yanlıştır. Çünkü Küçük yaşta kendi sorumluluklarını taşımakta zorluk çeken öğrenciler, birde sizleri mahcup etmemek için içlerindeki özgür iradeyle savaşmak zorunda kalırlar. Öğrencilerimiz neden içlerindeki bu özgür iradeyle savaşmak zorunda kalsınlar ki? Neden kendi düşüncelerinden yoksul bir şekilde toplumun fikirleri ile mücadele içinde olsunlar? Sizce de bu çok bencilce bir tavır değil mi? Öğrencilerimiz bu sorularla mücadele etmekten, hayata tüm benlikleriyle açılamıyorlar. Ne acıdır ki artık öğrencilerimiz herkese yetişmekten, kendilerine geç kalıyorlar. İşte tam bu yüzden de biz büyüklerin ciddi bir anlayış sergilemesi gerekiyor. Henry Davıd Thureau’un da bu konu hakkında şöyle bir özeti vardır. “İnsanın yaşam düzeyini bilinçli bir çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum.” Ne kadar da doğru bir bakış açısı değil mi? Kendi fikirlerimizle öğrencilerin yollarını kesmek yerine, öz güven, cesaret ve kapsamlı düşünme yeteneği kazandırmak daha avantajlı bir seçimdir.

Burada demek istediğim öğrencilere ilgisiz davranmak değil, tam tersi biz büyükler öğrencilere yardımcı olmalıyız. Ama hayatlarına müdahale etmeden, yol gösteren bir rehber olmalıyız. Öğrencilere birçok yol sunup, o yolu kendilerinin seçmesine izin tanımamız gerekiyor.

Peki, başarı nedir? Başarı sabit bir eylem değildir. Üstelik kişiden kişiye değişir. Kimisine göre başarı, hayallerini gerçekleştirmesidir. Kimisine göre de başarı, tek bir faktördür. Örneğin; Bir bireyin hayallerini gerçekleştirmesi, o bireye göre bir başarıdır. Ama başka birisi için başarı sadece bulunduğu makamdan bir üst seviyeye çıkmaktan ibarettir. Ama başarı özgürdür. Bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Belki de öğrencilerimize başarıyı doğru telaffuz edersek bu tür psikolojik sorunlar yaşamayız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen + nineteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.